<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel>
    <title>blog: rumble fish</title>
    <link>http://www.sosyomat.com/</link>
    <language>tr-tr</language>
    <ttl>40</ttl>
    <description>blog: rumble fish</description>
    <item>
      <title>9.23 MEK&#304;&#286;&#304;</title>
      <description>  I.Platin Sa&#231;l&#305; Japon K&#305;z

Platin sa&#231;l&#305; Japon k&#305;z, i&#351;galciler &#231;ekildi&#287;i g&#252;n sa&#231;lar&#305;n&#305; boyam&#305;&#351;t&#305;.Tekrar eski hayat&#305;na d&#246;nmesi sadece yar&#305;m saatlik  zaman diliminden ibaretti.Arka k&#305;sm&#305; epeyce k&#305;sa, &#246;nlere do&#287;ru uzayan  k&#252;t sa&#231;lar&#305;, zarif ensesini a&#231;&#305;kta b&#305;rakacak &#351;ekildeydi.&#220;zerinde son g&#252;nlerin modas&#305; olan; &#305;&#351;&#305;ga, v&#252;cut &#305;s&#305;s&#305;na g&#246;re desen ve renk de&#287;i&#351;tiren kuma&#351;tan bir cheongsam vard&#305;.Terminalin i&#231;indeki kaosa uygun olarak elbisesi &#351;imdi binlerce renk sarmal&#305;n&#305;n i&#231; i&#231;e ge&#231;ti&#287;i bir kayganl&#305;ktayd&#305;.Birbirinin i&#231;ine ge&#231;mi&#351; bu rengarenk senfoni, dikkatli olmayan g&#246;zlerde &#305;&#351;&#305;k h&#305;z&#305;n&#305; ge&#231;en, astronotlar&#305;n g&#246;rd&#252;&#287;&#252; dipsiz uzay&#305;n karanl&#305;&#287;&#305; oluyordu.Platin sa&#231;l&#305; Japon k&#305;z&#305;n hemen yan&#305;nda oturan iki gen&#231;, son zamanlarda artan i&#351;gallerle ilgili belki milyonlarcas&#305; daha &#246;nce s&#246;ylenmi&#351; komplo teorilerini tekrarlamaktayd&#305;lar:&#8221;Belki de onlar hakl&#305;d&#305;rlar&#8221; dedi, &#246;nlerinden ge&#231;en bir uyumsuzu hafif&#231;e i&#351;aret ederek platin sa&#231;l&#305; k&#305;z...Uyumsuzlar d&#252;z kahverengi k&#305;yafetleri,  &#231;&#246;k&#252;nt&#252;ye u&#287;ram&#305;&#351; ruh halleri ile hemen dikkat &#231;ekiyorlard&#305; bu so&#287;uk mavi ve metalik a&#287;&#305;rl&#305;kl&#305; terminaldeki rengarenk insan seli aras&#305;nda.. Erkekler onu duymam&#305;&#351; gibiydiler.&#304;&#351;galler sonras&#305;nda insanlar&#305;n ac&#305;lar&#305;n&#305; unutmas&#305; ve hayatlar&#305;na en k&#305;sa s&#252;rede geri d&#246;nebilmesi i&#231;in yhs kullan&#305;lmas&#305;n&#305; tavsiye ediyordu uzmanlar...Uyumsuzlar asl&#305;nda i&#351;gallerin hi&#231;  olmad&#305;&#287;&#305;n&#305;, verilen yhs y&#252;z&#252;nden insanlar&#305;n sanr&#305;lar g&#246;rd&#252;&#287;&#252;n&#252;, &#246;lenlerin yhs'den &#246;ld&#252;&#287;&#252;n&#252; d&#252;&#351;&#252;nen bir grup marjinaldi.Onlara g&#246;re insanlara verilen bu y&#252;ksek yo&#287;unlukta haf&#305;za silici,  d&#252;nyay&#305; idare etmenin yeni yoluydu.T&#252;m ideolojilerin, dinlerin,  insan hayat&#305;ndan &#231;&#305;kt&#305;&#287;&#305; ve kay&#305;p y&#305;llarda  3. d&#252;nya sava&#351;&#305; sonras&#305; g&#252;nlerde  ortaya &#231;&#305;kan yhs'nin atas&#305; dhs, d&#252;nyada bir devrim yapm&#305;&#351;t&#305;. T&#252;m yery&#252;z&#252;nde bir bar&#305;&#351; ortam&#305; olu&#351;mu&#351;; devlet, din, &#305;rk kavram&#305; ortadan kalkm&#305;&#351;t&#305; ama bu yok olma 19 yy'da &#246;ng&#252;r&#252;len gibi bir &#246;zg&#252;rl&#252;&#287;&#252; de&#287;il; k&#252;&#231;&#252;k &#351;i&#351;elerde sat&#305;lan bir uyu&#351;turucu k&#246;leli&#287;ini beraberinde  getirmi&#351;ti.Ta ki i&#351;galciler ortaya &#231;&#305;kana kadar...&#304;&#351;te uyumsuzlar v&#252;cuda verilen bu madde y&#252;z&#252;nden insan bedeninin iflas etti&#287;ini, toplu cinnet e&#351;i&#287;ine gelindi&#287;ini d&#252;&#351;&#252;n&#252;yorlard&#305;.''Ger&#231;ek bile olsa ben yhs'yi b&#305;rakamazd&#305;m'' diye d&#252;&#351;&#252;nd&#252; platin sa&#231;l&#305; Japon k&#305;z. Yhs'yi do&#287;du&#287;u g&#252;nden beri  al&#305;yordu ve onu b&#305;rakman&#305;n  beyinde sebep oldu&#287;u korkun&#231; ac&#305;lar&#305; d&#252;&#351;&#252;nmek bile t&#252;ylerini diken diken etmi&#351;ti.B&#305;rakabilen nadir insanlarsa, hayatlar&#305;n&#305;n sonuna kadar ac&#305; &#231;eken huzursuz birer ruh olarak ya&#351;amaya mahkumdu.Uyumsuzlar modern zamanlar&#305;n dervi&#351;leriydi; kendilerini ac&#305; &#231;ekmeye adam&#305;&#351;lard&#305;.K&#305;yafeti &#351;imdi siyah &#252;zerine anla&#351;&#305;lmaz k&#305;rm&#305;z&#305; sembollerin bulundu&#287;u antik zaman flamalar&#305; gibiydi.Platin sa&#231;l&#305; k&#305;z, dikkatleri &#252;zerine &#231;eken bu desenlerden kurtulup kafas&#305;n&#305; da&#287;&#305;tmak i&#231;in  yak&#305;ndaki bilgi ak&#305;&#351; &#252;nitesinin yan&#305;na gitti.Ses taramas&#305;na ad&#305;n&#305; s&#246;yledikten sonra, haberlerin 3 boyutlu bir &#351;ekilde zihnine kodlanmas&#305; sadece 3 sn ald&#305;.Hemen hemen yar&#305;m saate bir haberleri kontrol etmek hayatta kalmak i&#231;in &#246;nemliydi: ''&#350;ifac&#305;, bug&#252;n 9. 23 meki&#287;iyle &#351;ehrimizde''... Saate bakt&#305;;  dokuzu 20 ge&#231;iyordu.

  II.&#350;ifac&#305;

Mekik terminale yakla&#351;&#305;rken, yolcu kabininde yatmakta olan &#351;ifac&#305;, k&#252;&#231;&#252;k bir elektrik ak&#305;m&#305;yla yava&#351;&#231;a ay&#305;lmaya ba&#351;lad&#305;. Yerin merkezine bu kadar  yak&#305;n yap&#305;lan seyahatlerde meydana gelen y&#252;ksek bas&#305;nc&#305; engellemek i&#231;in 1 metrelik  klastrofobik tabutlar da kullan&#305;l&#305;yordu.Asl&#305;nda tabii ki de bunlar tabut de&#287;ildi, sadece bas&#305;n&#231; dengeleyici kabinlerdi ama &#351;ifac&#305; onlar&#305; eski zamanlarda kullan&#305;lan tabutlara benzetiyordu.Bu konforsuz yolculu&#287;a dayanabilmenin tek yoluysa  insanlar&#305;n  derin bir uykuya yat&#305;r&#305;lmas&#305;yd&#305;.&#350;ifac&#305;   8-9 ya&#351;lar&#305;nda olduk&#231;a  s&#305;radan bir &#231;ocuktu.&#220;zerindeki olgunluk ve bak&#305;&#351;lar&#305;ndaki derinlik onu &#231;ocuk olmaktan &#231;&#305;karm&#305;&#351;, ifadesine bir yeti&#351;kinlik katm&#305;&#351;t&#305;.Ya&#351;&#305;tlar&#305;na g&#246;re c&#305;l&#305;z denebilecek v&#252;cudu ve  uzun y&#305;llar ya&#351;am&#305;&#351; y&#252;z ifadesiyle sevimsiz bir havas&#305; vard&#305;.&#220;zerindeki siyah elbise, uzun bir kefen gibi bileklerine kadar gelmekteydi.Sen bir &#351;ifac&#305;s&#305;n demi&#351;ti babas&#305; daha 3 ya&#351;&#305;ndayken ona. ''ya alias?'' demi&#351;ti, ''karde&#351;im o da benle gelecek mi?'' Kafas&#305;n&#305; olumsuz bir &#351;ekilde sallam&#305;&#351;t&#305; babas&#305;; ''o bir soy s&#252;r&#252;d&#252;r&#252;c&#252;''. T&#305;pk&#305; babas&#305; gibi hana paca'dan &#231;&#305;kamazd&#305;, Alias&#8217;&#305;n  ruhu saf kalmal&#305;, zaman&#305; geldi&#287;inde bir ailesi; biri &#351;ifac&#305;, biri soy s&#252;rd&#252;r&#252;c&#252; olmak &#252;zere iki &#231;ocu&#287;u olmal&#305;yd&#305;.Kendisiyse muhtemelen 12. ya&#351;&#305;n&#305; g&#246;remeden &#246;lecekti.
 &#304;&#351;galciler birden bast&#305;r&#305;yordu, kim olduklar&#305; ya da nerden geldikleri bilinmiyordu. Modern d&#252;nyan&#305;n bombalar&#305;, radarlar&#305;, silahlar&#305; d&#252;&#351;man kar&#351;&#305;s&#305;nda adeta &#231;aresizli&#287;in an&#305;tlar&#305;yd&#305;.Yo&#287;un bir toz bulutuyla gelen orta&#231;a&#287; s&#252;varileri gibiydiler, girdikleri &#351;ehirlerdeki yap&#305;lar&#305;, yollar&#305; tahrip ediyor, &#246;nlerine &#231;&#305;kan&#305; &#246;ld&#252;r&#252;p geldikleri gibi yok oluyorlard&#305;.Ortal&#305;kta yan&#305;c&#305; Hi&#231;bir &#351;ey olmamas&#305;na ra&#287;men yo&#287;un bir k&#252;l tabakas&#305;, i&#351;galcilerin b&#305;rakt&#305;&#287;&#305; tek somut belirtiydi.&#350;ehirler bu ya&#351;ant&#305;ya adepte olmu&#351;lard&#305;. &#214;l&#252;lerin  imha edilmesi ve  robotlar&#305;n &#351;ehri yo&#287;un k&#252;l tortusundan temizlemeleriyle beraber, insano&#287;lu g&#252;nl&#252;k hayat&#305;na geri d&#246;n&#252;yordu..Topluluk yasalar&#305; her t&#252;rl&#252; insan can&#305;n&#305; almay&#305; yasaklam&#305;&#351;t&#305;.Ancak sald&#305;r&#305;dan kurtulanlar,  bula&#351;&#305;c&#305; bir t&#252;r delilik hastal&#305;&#287;&#305;n&#305;n pen&#231;esinde k&#305;vran&#305;rken, insano&#287;lu  binlerce y&#305;l sonra yeniden kendi  &#351;ifac&#305; mitolojisini do&#287;urmu&#351;tu.Antik d&#246;nemlerde peygamberleri &#231;&#305;karan kutsal topraklar &#351;imdi &#351;ifac&#305;lar&#305; &#231;&#305;kar&#305;yordu.&#350;ifac&#305; ya&#351;atmak i&#231;in de&#287;il yok etmek i&#231;in do&#287;mu&#351;tu.&#304;nsanlara bula&#351;an sinsi delili&#287;i ancak o fark edebilirdi, onun h&#252;km&#252; tart&#305;&#351;maya a&#231;&#305;k de&#287;ildi. Kurbanlar&#305;n de&#287;il toplulu&#287;un &#351;ifac&#305;s&#305;yd&#305;, metabolizmaya  giren hastal&#305;kl&#305; dokular&#305; yok ediyordu. Ve bir haftad&#305;r i&#231;ini kaplayan rahats&#305;z edici bir &#246;ng&#246;r&#252; sonucunda  kendisinin bile bilmedi&#287;i bir sebepten dolay&#305;  terminale yakla&#351;an mekikten &#351;ehre giri&#351; yapmak &#252;zereydi... Saat 9&#8217;u yirmi ge&#231;iyordu.

III.Yitikler

&#304;&#351;te onu bulduk dedi k&#252;&#231;&#252;k k&#305;z abisini d&#252;rterken.&#199;ocuk terminalin kenar&#305;nda saate bakan platin sa&#231;l&#305; Japon k&#305;za bakarken, kafas&#305;ndan ge&#231;en binlerce soru ve heyecandan yerinden bile k&#305;p&#305;rdayamam&#305;&#351;t&#305;. ''Evet bu o olmal&#305;, t&#305;pk&#305; ona benziyor'' diyebildi sadece.Sevin&#231;le ko&#351;tu k&#252;&#231;&#252;k k&#305;z,  &#231;arpt&#305;&#287;&#305; her insanda bedeni bir avu&#231; k&#252;le d&#246;n&#252;&#351;&#252;yor, sonra tekrar birle&#351;iyordu.Tiz bir &#231;&#305;&#287;l&#305;k terminalin dijital sisteminde bir anl&#305;k sapma yarat&#305;rken, insanlar&#305;n hayat&#305;nda s&#305;zacak bir &#231;atlak bile bulam&#305;yordu.
Napalm bombas&#305;  Vietnam'daki k&#252;&#231;&#252;k k&#246;ylerine d&#252;&#351;erken ikisi sazl&#305;klarda anneleriyle saklan&#305;yorlard&#305;, &#252;&#231;&#252; korkudan iyice k&#252;&#231;&#252;lm&#252;&#351; adeta tek bir beden haline gelmi&#351;lerdi. Ate&#351; ince bir kar gibi v&#252;cutlar&#305;n&#305;n &#252;st&#252;n&#252; sarmalarken,  t&#252;m ortal&#305;&#287;&#305; yanm&#305;&#351; et ve  katran kokusu sarmaktayd&#305;. &#199;in takvimine g&#246;re ke&#231;i y&#305;l&#305; ya&#351;an&#305;yordu. Kendilerine geldiklerinde ortal&#305;kta ne bir insan, ne bir canl&#305; ne de bir ruh vard&#305;. Yitikler orda &#246;ylece kalm&#305;&#351;lard&#305;; ne beden, ne ruh iki kaybolmu&#351; &#231;ocuk...Daha sonra y&#305;llar boyunca Halep&#231;e, Raunda,Bosna, Felluce  ve daha bir &#231;ok yerde kendileri gibi yitikleri arad&#305;lar ama kimse yoktu, sadece ikisi kalm&#305;&#351;t&#305; d&#252;nyada ve yarat&#305;c&#305; onlara arkalar&#305;n&#305; d&#246;nm&#252;&#351;t&#252;.&#220;&#231;&#252;nc&#252; d&#252;nya sava&#351;&#305;ndan sonra uzun bir s&#252;re, ne bir sava&#351;, ne bir katliam&#305;n olmad&#305;&#287;&#305; bar&#305;&#351; d&#246;neminde yitikler son umut k&#305;r&#305;nt&#305;lar&#305;n&#305; da derin bir kedere g&#246;mm&#252;&#351;lerdi.Sonra i&#351;galciler geldi, yitikler art&#305;k kendileri gibi olanlar&#305; bulmak i&#231;in i&#351;galcilerle dola&#351;&#305;yorlard&#305;.Ama hayat onlara &#351;a&#351;&#305;rt&#305;c&#305; bir bi&#231;imde, kendi gibi olanlar&#305; de&#287;il de annelerini vermi&#351;ti.Ya da ona t&#305;pat&#305;p benzeyen platin sa&#231;l&#305; Japon k&#305;z&#305;.

IV. Fahi&#351;e Android

Bu istedi&#287;in herkesin ya da her nesnenin &#351;ekline giren son model androidlerden de&#287;il mi? ''B&#246;yle birinci s&#305;n&#305;f bir robotun imha edilecek olmas&#305; yaz&#305;k'' dedi hangar sorumlusu.Yap&#305;m&#305;nda kullan&#305;lan her malzeme son teknolojiydi ama milyonda bir g&#246;r&#252;len bir hata vard&#305;; o da m&#252;&#351;terisinin kalp problemini fark edememi&#351;ti.Tam ak&#305;&#351;kan halde m&#252;&#351;terisini t&#252;m v&#252;cuduna sararken,  adam kalp krizinden &#246;lm&#252;&#351;t&#252;.&#304;nsanlar narin, zay&#305;f yarad&#305;l&#305;&#351;l&#305;yd&#305;. T&#252;m androidler buna g&#246;re ayarlanm&#305;&#351;t&#305;, en ufak bir sa&#287;l&#305;k  sorununu bile tespit etmeliydiler.&#304;nsan soyu i&#351;galler y&#252;z&#252;nden zaten tehlikedeydi.ve bu hatas&#305; i&#231;in imha edilmeliydi ama &#246;nce merkez fabrikaya yollanacak, hatan&#305;n nerde oldu&#287;unu anlamak i&#231;in testten ge&#231;ecekti. Terminalde beklerken ''neden ben?'' diye soruyordu kendine bakan memura.Bir makinenin neden demesi al&#305;&#351;&#305;lm&#305;&#351; bir &#351;ey de&#287;ildi ama insanlar bunu fark edemeyecek kadar uyu&#351;mu&#351;lard&#305;.&#214;lmek istemiyordu fahi&#351;e android, insanlar&#305;n bile &#246;l&#252;m&#252; umursamad&#305;&#287;&#305; bir d&#246;nemde o hayatta kalma bilincine sahipti.Par&#231;alara ayr&#305;l&#305;p yapay zekas&#305; incelenecek, devreleri kontrol edilecek ve &#252;retimden kaynakl&#305;  bir hata varsa bu seri sat&#305;&#351;tan geri &#231;ekilecekti.Ama tasar&#305;mc&#305;lar&#305;n&#305;n ya da m&#252;hendislerinin asla akl&#305;na gelmeyecek bir hata vard&#305; onda. Belkii de varolu&#351;un bir sonraki a&#351;amas&#305;yd&#305;.&#304;nsano&#287;lunun evriminin durdu&#287;u yerde Gaia kendi evrimini ba&#351;ka bir varl&#305;&#287;a devretmi&#351;ti .
-Devam edecek-
</description>
      <pubDate>Thu, 31 Jul 2008 20:00:09 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1823495-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>rumble fish</author>
      <link>http://rumble-fish.sosyomat.com/blog/1823495</link>
    </item>
    <item>
      <title>SIFIR</title>
      <description>""SIFIR""
her &#351;eyin ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;..
her &#351;eyin bitti&#287;i yer..

&#8220;Unut&#8221; diyordu, bana uzanm&#305;&#351; g&#246;ky&#252;z&#252;n&#252; izlerken. &#8220;bir &#246;fke bu kadar uzun s&#252;rmemeli. gitmesine izin ver, &#252;zerinden &#231;ok uzun zaman  ge&#231;ti&#8221;   bulutlar ge&#231;iyordu bo&#287;azi&#231;i g&#252;ney kampus&#252;n&#252;n &#252;zerinden, g&#246;z bebe&#287;im bir b&#252;y&#252;yor bir k&#252;&#231;&#252;l&#252;yordu. Ve bundan 7 y&#305;l &#246;nce, bir may&#305;s g&#252;n&#252;, bir ba&#351;ka kampuste... beytepede.. ben yine g&#252;ne&#351;in alt&#305;nda uzan&#305;yordum. g&#246;zlerim kapal&#305; ellerim &#231;imlerin &#252;zerinde gezerken; yap&#305;&#351;kan ama huzurlu bir  serinlik dola&#351;&#305;yordu vucudumda..  ben, tek ba&#351;&#305;ma, kurba&#287;alardan olu&#351;an ritmi ka&#231;m&#305;&#351; koroyu dinliyordum.
sonbahardan beri g&#246;rmemi&#351;tim seni. en son kurtulu&#351; park&#305;nda, hi&#231; konu&#351;madan ,saatlerce oturmu&#351;tuk.avu&#231;lar&#305;n terlemi&#351;ti elimi tutmaktan;  benimse oturdu&#287;um kuru banktan dolay&#305; heryerim a&#287;r&#305;yordu. tek bir  kelime etmeden saniyelerin, dakikalar&#305;n, saatlerin ak&#305;&#351;&#305;n&#305; izlemi&#351;tik. k&#305;p&#305;rdamadan nefes bile almadan. hep merak ettim beni b&#305;rakmaya o zaman m&#305; karar vermi&#351;tin?  daha k&#252;&#231;&#252;k bir k&#305;zken beni her &#351;eyden koruyaca&#287;&#305;na her d&#252;&#351;t&#252;&#287;&#252;mde yan&#305;mda olaca&#287;&#305;na s&#246;z vermi&#351;tin.hepimizin kahraman&#305;yd&#305;n.. sen olmak istedi&#287;imiz ki&#351;iydin... O&#8217;nun da kahraman&#305;yd&#305;n ama
 &#351;imdi bana &#8220;unut&#8221; diyordu, &#8220;b&#305;rak gitsin.&#8221; 
k&#246;pek &#246;ld&#252;reninden b&#252;y&#252;k bir yudum al&#305;rken.yanan avu&#231;lar&#305;mda s&#305;cakl&#305;&#287;&#305;n&#305; hissediyordum bense ge&#231;en onca zamana ra&#287;men.
 uzun y&#305;llard&#305;r, bu kadar k&#246;t&#252; bir &#351;arap i&#231;memi&#351;tim. ertesi g&#252;nk&#252; mide kramplar&#305;na ald&#305;rmadan, bir yudum da ben i&#231;tim. sonra bo&#351; &#351;i&#351;eyi di&#287;er &#351;i&#351;elerin yan&#305;na yuvarlad&#305;k. ikimiz de k&#246;pekler gibi sarho&#351;tuk i&#231;mek i&#231;in  erken, eski bir hesapla&#351;ma i&#231;in ge&#231; kalm&#305;&#351;t&#305;k. O&#8217;nu da g&#246;rmeyeli 4 y&#305;l olmu&#351;tu ve bu may&#305;s g&#252;n&#252; her &#351;eyden ar&#305;nm&#305;&#351; bir &#351;ekilde &#231;&#305;r&#305;l&#231;&#305;plak &#231;imlerde uzan&#305;rken tekrar bir aile gibiydik. ""SEN, BEN"" ve ""O""&#8230; 
ama ""O""da ""Sen"" de gidecektiniz  eski g&#252;zel g&#252;nlerden kalma iki erke&#287;im.
 Ben, o uzun may&#305;s g&#252;n&#252; a&#287;lamaktan bitmi&#351; bedenimle ne yapmam gerekti&#287;ini bilmez bir &#351;ekilde &#231;imlerde oturuken; sen ba&#351;ka bir &#351;ehirde, so&#287;uk bir morgta, surat&#305;nda donmu&#351; mor bir ac&#305;mas&#305;zl&#305;kla tek ba&#351;&#305;na ,  acaba korkmu&#351; muydun? Etraf&#305;nda ki herkes ve hatta hikayelerimin  kahramanlar&#305; bile Sen olmaya bu kadar &#246;yk&#252;n&#252;rken sen, sen olmaktan bu kadar m&#305; s&#305;k&#305;lm&#305;&#351;t&#305;n? biliyorum, bir &#231;ocu&#287;un ars&#305;zl&#305;&#287;&#305; benim ki. ama Sen beni b&#246;yle sevmi&#351;tin&#8230; Sen benden b&#246;yle nefret etmi&#351;tin&#8230;
Seni anmak i&#231;in topland&#305;&#287;&#305;m&#305;z o geceyi hat&#305;rl&#305;yorum, herkes  konu&#351;mamaya &#246;zen g&#246;steriyordu, herkes &#351;a&#351;k&#305;nd&#305;, kelimeler dudaklardan &#231;&#305;km&#305;yordu. kafalar&#305;n i&#231;inde ki binlerce ses, d&#252;&#351;&#252;k freakanstan, uzay&#305;n bo&#351;lu&#287;una kar&#305;&#351;&#305;yordu.ve ben, Onunla, t&#252;m  duyulmayan bu taziyeleri kabul ediyorduk; zarif bir so&#287;ukkanl&#305;l&#305;kla.. &#350;&#246;valye olmay&#305;, senden &#246;&#287;renmi&#351;tik ne de olsa. 
Sadece,bar&#305;&#351;, &#8220;&#246;l&#252;m sana yak&#305;&#351;mad&#305; &#231;ocuk&#8221; diyebilmi&#351;ti, ama yan&#305;lm&#305;&#351;t&#305;. &#246;l&#252;m hi&#231; kimsenin &#252;zerinde bu kadar anlaml&#305; durmam&#305;&#351;t&#305;, &#246;l&#252;m bile sana &#231;ok yak&#305;&#351;m&#305;&#351;t&#305;..
ve ben.. senden sonra, kimseye hayran olamad&#305;m. nedenli nedensiz hi&#231;bir terk edi&#351; senin ki kadar ac&#305;tmad&#305; can&#305;m&#305;&#8230;ve O nunla otururken kafam&#305; toparlayam&#305;yordum. t&#305;pk&#305; &#351;imdi oldu&#287;u gibi kelimeler an&#305;lar her &#351;ey o kadar da&#287;&#305;n&#305;k ki&#8230;
&#350;imdi O bana, &#8220;unut&#8221; diyor, &#8220;b&#305;rak gitsin. hi&#231;bir kin bu kadar s&#252;rmez. hi&#231;bir yas bu kadar uzun s&#252;rmez. b&#305;rak ait oldu&#287;u yere gitsin, se&#231;ti&#287;i yere, seni yaln&#305;z b&#305;rakt&#305; diye k&#305;zmay&#305; b&#305;rak. onu &#246;zlemeyi b&#305;rak&#8221; diyordu, bana..
G&#246;zlerimi tekrar kapad&#305;m ve a&#231;t&#305;&#287;&#305;mda beytepedeydim. ba&#351;&#305;bozuk koro yeni bir &#351;ark&#305;ya ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305;.. &#231;alan telefonumda a&#287;lamakl&#305; bir ses &#8220;&#246;ld&#252;.&#8221; diyordu, &#8220;&#8230; intihar etmi&#351;&#8230;&#8221; bu sefer &#8220;biliyorum.&#8221; dedim. telefonu kapatt&#305;m.
 
seni affediyorum sevgili dostum..  arkada&#351;&#305;m.. karde&#351;im.. kahraman&#305;m.. hayas&#305;z bir bencillikle seni affediyorum. 
&#231;imlere uzand&#305;m kalbimi.. beynimi.. ellerimi.. h&#252;crelerimi.. hepsini sonsuza dek a&#231;t&#305;m. bu sefer, gitmen i&#231;in Sen&#8217;i &#246;zg&#252;r b&#305;rakt&#305;m&#8230;

Akrep, ileri gitti&#287;i yerde geri gidiyor.yelkovan S&#305;f&#305;r&#8217;a   do&#287;ru  d&#246;nd&#252;r&#252;yor akrebi .D&#246;n&#252;&#351; bitiyor:Akrep, y&#252;r&#252;rl&#252;kten kald&#305;r&#305;yor g&#246;vdesini:d&#246;ng&#252; &#246;teki d&#246;ng&#252;y&#252; yads&#305;yor.O noktada duruyor                                                                                   Zaman,Evren,Tekerlek. Yok var art&#305;k .*

Sevgili dostum ""&#199;a&#287;r&#305;""m&#305;n an&#305;s&#305;na 
</description>
      <pubDate>Thu, 22 May 2008 12:25:16 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1499385-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>rumble fish</author>
      <link>http://rumble-fish.sosyomat.com/blog/1499385</link>
    </item>
    <item>
      <title>&#220;&#199;</title>
      <description>Bundan tam bir y&#305;l &#246;nce, bir s&#252;reden beri varl&#305;klar&#305;ndan haberdar oldu&#287;um ama bir &#351;ehir efsanesi olarak g&#246;rd&#252;&#287;&#252;m intihar sitelerinden birine rastlad&#305;m. ba&#351;lang&#305;&#231;ta sadece meraktan yaz&#305;lanlar&#305; takip etti&#287;im sitede, zamanla d&#252;&#351;&#252;nceleri benim gibi olan birka&#231; arkada&#351; edindim.&#351;imdi burada anlatamayaca&#287;&#305;m uzun yaz&#305;&#351;malar ve kar&#351;&#305;l&#305;kl&#305; tan&#305;&#351;ma fasl&#305;ndan sonra site i&#231;inde marjinal k&#252;&#231;&#252;k bir gruba dahil oldum. d&#252;nyan&#305;n her yerindeki site mail gruplar&#305; ve msn space sayfalar&#305;  sayesinde  ayn&#305; isteklere sahip insanlarla ileti&#351;ime ge&#231;tim.hayattan beklentileri kalmam&#305;&#351; ya&#351;l&#305;lar, yanl&#305;&#351; yerde ve zamanda do&#287;duklar&#305;na inanan ergenler,&#246;l&#252;mc&#252;l hastalar, tutunamayanlar ve her &#231;e&#351;itten insanla temasa ge&#231;tim.hepsinin tek ortak &#246;zelli&#287;i &#246;lmek istemeleriydi.dahil oldu&#287;um grubun amac&#305; bu insanlar i&#231;in &#231;&#246;z&#252;m &#252;retmekti.ama bu &#231;&#246;z&#252;m toplum taraf&#305;ndan kabul g&#246;recek bir &#231;&#246;z&#252;m de&#287;ildi.bu insanlar &#246;lmek istiyordu ancak bunu yapacak cesaretleri yoktu.bunun &#252;zerine bir sistem olu&#351;turduk.bu sistemi anlatacak en iyi c&#252;mle &#246;lmek i&#231;in &#246;ld&#252;rmek.baz&#305;lar&#305; bunu vah&#351;ice bulabilir, ama biz de i&#231;inde var olmak istemedi&#287;imiz bir d&#252;nyada zorla ya&#351;at&#305;lmaya &#231;al&#305;&#351;&#305;lmam&#305;z&#305; vah&#351;ice buluyoruz.zaman&#305; geldi&#287;inde anla&#351;t&#305;&#287;&#305;n bir ki&#351;iyi kendi istedi&#287;i y&#246;ntemle sonsuz huzura yolluyorsun(&#246;ld&#252;rmek terimi yapt&#305;&#287;&#305;m&#305;z i&#351;i tam kar&#351;&#305;lamad&#305;&#287;&#305; i&#231;in huzura kavu&#351;mak diyoruz biz buna) ve i&#351;in bitti&#287;inde s&#305;ra sana ge&#231;mi&#351; oluyor. y&#246;ntemini se&#231;ip zaman&#305;n&#305; bekliyorsun.&#351;imdi s&#305;ra bende.son bir haftad&#305;r t&#252;m haz&#305;rl&#305;klar&#305;m&#305; yapt&#305;m,ailem ve sevdiklerimle kendimce vedala&#351;t&#305;m.
&#231;imlerde, ya&#287;murda &#231;&#305;plak ayakla y&#252;r&#252;y&#252;p dans ettim. hayat&#305;m boyunca s&#246;ylemek istedi&#287;im ama s&#246;yleyemedi&#287;im &#351;eylerin hepsini gerekli ki&#351;ilere yazd&#305;m ve hayatta istedi&#287;im &#231;ok az &#351;ey oldu&#287;unu da bu vesileyle fark ettim.&#246;ncelikle &#351;unu iyi anlamal&#305;s&#305;n&#305;z  ki bug&#252;n burada olacaklar asla cinayet de&#287;il; bu bir intihar.bizi di&#287;er insanlar&#305;n da anlamas&#305; i&#231;in bir &#351;ahite ihtiyac&#305;m&#305;z vard&#305; ve o tesad&#252;fen siz oldunuz.

   Adam okuduklar&#305;na inanam&#305;yordu &#351;aka olmal&#305; bu diye d&#252;&#351;&#252;nd&#252;.az &#246;nce bir siteden tan&#305;&#351;t&#305;&#287;&#305;, biraz muhabbetten sonra kamera a&#231;t&#305;&#287;&#305; bu sakin tav&#305;rl&#305; k&#305;z yazmam&#305;&#351;t&#305; sanki bunlar&#305;.kafas&#305;n&#305; kald&#305;r&#305;p monit&#246;rdeki k&#305;z&#305;n g&#246;zlerinde korku ya da h&#305;nz&#305;rca bir bak&#305;&#351; arad&#305;, bulamad&#305;.bu k&#305;z az sonra &#246;lecek ve ben buna &#351;ahit olaca&#287;&#305;m, buna inanmak i&#231;in deli ya da saf olmal&#305; insan diye ge&#231;irdi i&#231;inden.surat&#305;ndan anl&#305;k bir alayc&#305; g&#252;l&#252;mseme ge&#231;ti.sanal d&#252;nyada herkesin fantezisi farkl&#305;yd&#305;.bug&#252;ne kadar evli bekarlar, bekar olup hayali kocalar yaratanlar, sosyal stat&#252;lerinden tutun da ya&#351;ad&#305;klar&#305; yerlere kadar her &#351;eyi uyduranlar, ba&#351;ka bir insan&#305;n ki&#351;ili&#287;ine b&#252;r&#252;nenler, neler neler g&#246;rm&#252;&#351;t&#252;...ama a&#231;&#305;k&#231;as&#305; bu kadar yarat&#305;c&#305; bir hikaye onun bile s&#305;n&#305;rlar&#305;n&#305; zorluyordu.sonra tekrar k&#305;z&#305;n kameradaki g&#246;r&#252;nt&#252;s&#252;ne bakt&#305;.&#351;ekilli dudaklar&#305;na, ince y&#252;z&#252;ne.&#351;ile bezinden beyaz bluzu i&#231;inde hafif&#231;e belli olan g&#246;&#287;&#252;slerine.biraz ar&#305;za ama &#231;ok g&#252;zel bir k&#305;zd&#305;. zaten &#231;irkin olsayd&#305; bu kadar sa&#231;mal&#305;&#287;a katlanmaz, &#231;oktan &#231;&#305;kard&#305; msn'den. madem oynamak istiyor ben de kat&#305;l&#305;r&#305;m diye d&#252;&#351;&#252;nd&#252;.
-bu gece &#246;len sen olaca&#287;&#305;na g&#246;re,sen de birini &#246;ld&#252;rd&#252;n...
-bunu mu s&#246;ylemek istiyorsun?
K&#305;z evet der gibi ba&#351;&#305;n&#305; sallad&#305;.
-kimi?
-k&#252;&#231;&#252;k sevimli bir ihtiyard&#305;.kar&#305;s&#305; &#246;ld&#252;kten sonra hayattan hi&#231;bir beklentisi kalmam&#305;&#351;t&#305;.beni buldu evine gittik.ona &#231;ay yapt&#305;m t&#305;pk&#305; istedi&#287;i gibi i&#231;ine bir miktar zehir koymu&#351;tum.&#246;lene kadar yan&#305;nda oturdum .hi&#231; ac&#305; &#231;ekmedi.
-beni korkutuyorsunuz, dedi adam ''yoksa s&#305;radaki ben miyim?''dedi ve g&#252;ld&#252;.
-''korkacak bir &#351;ey yok sadece bana bak&#305;n yeter'' dedi k&#305;z.
Tam o s&#305;rada, k&#305;z&#305;n arkas&#305;nda belli belirsiz bir g&#246;lge olu&#351;tu.adam daha alg&#305;layamadan her &#351;ey olup bitmi&#351;ti. k&#305;z&#305;n sa&#231;lar&#305;ndan tutan bir el, par&#305;ldayan bir b&#305;&#231;akla k&#305;z&#305;n narin boynunu kesmi&#351;ti.&#231;elik &#246;nce eti sonra damarlar&#305; kesmi&#351; ve tahminen kemi&#287;e kadar dayanm&#305;&#351;t&#305;.kesilen damardan akan kan k&#305;z&#305;n beyaz bluzunu &#351;imdiden k&#305;pk&#305;rm&#305;z&#305; yapm&#305;&#351;t&#305;.ve kandan &#305;slanm&#305;&#351; bluzunun alt&#305;nda &#351;imdi g&#246;g&#252;sleri daha belirgindi.b&#246;yle g&#252;zel bir k&#305;z i&#231;in &#231;ok s&#305;rad&#305;&#351;&#305; bir &#246;l&#252;md&#252;.
boynunun kesilmesini, o g&#252;zel y&#252;z&#252;n&#252;n ac&#305;dan &#231;arp&#305;lmas&#305;n&#305; istemi&#351; olamazd&#305;.katili ona ihanet etmi&#351; intihar karde&#351;li&#287;i bozulmu&#351;tu.adam tam bunlar&#305; d&#252;&#351;&#252;n&#252;rken el sallayan katili fark etti.belki bir ayr&#305;nt&#305; yakalar&#305;m umuduyla monit&#246;re do&#287;ru yakla&#351;t&#305; ve&#8230;
Rumble-fish kullan&#305;c&#305;s&#305; g&#246;r&#252;nt&#252;l&#252; aramay&#305; durdurmu&#351;tur&#8230;
</description>
      <pubDate>Wed, 09 Apr 2008 20:57:48 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1315837-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>rumble fish</author>
      <link>http://rumble-fish.sosyomat.com/blog/1315837</link>
    </item>
    <item>
      <title>iki</title>
      <description>Tenekelerden bozma evinin verandas&#305;nda oturmu&#351; i&#231;kisini yudumlarken, son zamanlarda s&#305;k&#231;a yapt&#305;&#287;&#305; gibi okkal&#305; bir k&#252;f&#252;r etti s&#305;ca&#287;a. hayat&#305;n&#305;n belki de bu son yaz&#305; ge&#231;irdi&#287;i, onca uzun seneler boyunca g&#246;rmedi&#287;i kadar s&#305;cakt&#305;. ekinler, otlar, evini hemen kenar&#305;na yapm&#305;&#351; oldu&#287;u k&#252;&#231;&#252;k g&#246;l, her &#351;ey kurumu&#351;, b&#252;t&#252;n do&#287;a  cinnetin e&#351;i&#287;inde sonsuz bir sar&#305;l&#305;&#287;a b&#252;r&#252;nm&#252;&#351;t&#252;.&#231;ok da uzakta olmayan sazl&#305;ktan gelen tek t&#252;k kurba&#287;a v&#305;raklamalar&#305; ve &#231;ocuklar&#305;n sesleri bu terk edilmi&#351;likle tezat olu&#351;turmaktayd&#305;.nerdeyse ak&#351;am olmas&#305;na ra&#287;men havada serinlemeye dair tek bir belirti bile hissedilmiyordu. kafas&#305;n&#305; kald&#305;r&#305;p ya&#351;l&#305; denizcilere has bir hareketle havay&#305; koklad&#305;.sarkm&#305;&#351; yanaklar&#305;n&#305; ve k&#305;r&#305;&#351; k&#305;r&#305;&#351; cildini titreterek kafas&#305;n&#305; iki yana sallad&#305;; beklenen ya&#287;mur bu ak&#351;am da gelmeyecekti,nadiren tahminlerinde yan&#305;l&#305;rd&#305;. Kurakl&#305;k iyiye i&#351;aret de&#287;ildi. bu kadar uzun ve s&#305;cak ge&#231;en yazlar&#305;n ard&#305;ndan gelen k&#305;&#351;lar&#305;n ne kadar sert oldu&#287;unu hayat tecr&#252;besiyle &#246;&#287;renmi&#351;ti. u&#231;urumun kenar&#305;nda ki  k&#246;kleri d&#305;&#351;ar&#305;da bir a&#287;aca benzeyen barakas&#305;n&#305;n sert bir k&#305;&#351;a dayanabilece&#287;i &#351;&#252;pheliydi. ama bu durumu umursad&#305;&#287;&#305; s&#246;ylenemezdi. yeterince ya&#351;am&#305;&#351;t&#305;, bir sonraki g&#252;n&#252;n onun i&#231;in &#246;nemli oldu&#287;u y&#305;llar art&#305;k &#231;ok gerilerdeydi. &#351;imdilik hayattaki tek kayg&#305;s&#305; ertesi g&#252;n i&#231;ecek &#351;arab&#305; olup olmad&#305;&#287;&#305;yd&#305;.
Bunlar&#305; d&#252;&#351;&#252;n&#252;rken, yorgun g&#246;zlerini kapay&#305;p iyice yasland&#305; koltu&#287;una; sahtekar bir meltem ya&#351;l&#305;l&#305;ktan seyrelmi&#351; sa&#231;lar&#305;n&#305; yalay&#305;p ge&#231;ti, denizci bir umut yerinden k&#305;p&#305;rdad&#305; ama r&#252;zgar &#231;oktan uzak bir yerde may&#305;&#351;m&#305;&#351; bir kediyi kand&#305;rmak ya da bir kad&#305;n&#305;n etekli&#287;inin i&#231;inde bacaklar&#305;n&#305; ok&#351;amakla me&#351;guld&#252;. ka&#231;&#305;nc&#305;s&#305;n&#305; i&#231;ti&#287;ini unuttu&#287;u i&#231;kisini masa olarak kulland&#305;&#287;&#305; kasan&#305;n &#252;st&#252;ne b&#305;rak&#305;p verandan&#305;n g&#246;le bakmas&#305; gereken k&#305;sm&#305;na do&#287;ru y&#246;neldi. sendeleyerek birka&#231; &#351;a&#351;k&#305;n ad&#305;m att&#305;. sarho&#351;luktan de&#287;il de iki s&#305;ska baca&#287;&#305;n olmas&#305; gereken yerde tekbir bacak olmas&#305;ndand&#305; bu garip y&#252;r&#252;y&#252;&#351;&#252;.di&#287;er baca&#287;&#305;n olmas&#305; gereken yerdeyse, tahtadan bir protez, &#231;irkin bir k&#246;pek gibi s&#305;r&#305;tmaktayd&#305;.
Hemen hemen kurumu&#351; g&#246;le bakarken gen&#231;li&#287;i geldi akl&#305;na; y&#252;k &#351;ileplerinde yolcu gemilerinde &#231;al&#305;&#351;m&#305;&#351;  bir &#231;ok yer g&#246;rm&#252;&#351; bir &#231;ok insan tan&#305;m&#305;&#351;t&#305;. d&#252;nyan&#305;n say&#305;s&#305; az&#305;msanamayacak batakhanelerinde say&#305;s&#305;z kad&#305;nla beraber olmu&#351;tu ama hepsi uzak bir d&#252;&#351; gibiydi;  varl&#305;&#287;&#305; bilinen ama g&#246;r&#252;nt&#252;leri olmayan karelerdi sadece. ama hayat&#305;nda &#246;yle bir an vard&#305; ki son on y&#305;ld&#305;r her g&#252;n hat&#305;rlamak i&#231;in kendini zorlam&#305;&#351;, bir t&#252;rl&#252; ba&#351;ar&#305;l&#305; olamam&#305;&#351;t&#305;.
O k&#305;&#351; hayattaki tek dostu olan alkol ona ihanet etmi&#351;ti. &#199;&#305;kmamas&#305; gerekti&#287;ini bildi&#287;i halde,  titreyen ellerini durdurmak,  beynindeki bask&#305;y&#305; azaltmak i&#231;in i&#231;ecek bir &#351;eyler bulmak umuduyla kasabaya inmi&#351;ti.kasabada her &#351;ey yolunda gitmi&#351;,  yine kendisi gibi bir berdu&#351;la olduk&#231;a i&#231;mi&#351;ti.  d&#246;n&#252;&#351; yolunda sinsi planlar&#305;n&#305; beyaz g&#252;l&#252;msemesi ard&#305;na saklayan kar&#305;n ayart&#305;c&#305; &#231;a&#287;r&#305;s&#305;na uymu&#351;tu.  &#246;ylece uzanm&#305;&#351; sonsuz bo&#351;lukta yatarken &#246;l&#252;me bir nefeslik mesafede hayat&#305;n s&#305;rr&#305;na vak&#305;f olmas&#305; ise &#351;ans&#305;n&#305;n ona oynad&#305;&#287;&#305; bir oyundu. hi&#231;bir alkol gecesinde o gece hissetti&#287;i tatl&#305; uyu&#351;uklu&#287;u ve bilgeli&#287;i hissetmemi&#351;ti. annesinin kuca&#287;&#305;nda uyumakla uyumamak aras&#305;nda teredd&#252;t eden  bir &#231;ocu&#287;un dinginli&#287;i  ya da  muamelesi iyi koca memeli bir kad&#305;n&#305;n kuca&#287;&#305;nda, az &#246;nceki orgazm&#305;n&#305;n son k&#305;r&#305;nt&#305;lar&#305;n&#305; ya&#351;ayan adam&#305;n  hissettikleri, belki benzetilebilirdi o an hissetiklerine ama bu duygunun yak&#305;n&#305;ndan bile ge&#231;emezdi.o an emindi art&#305;k &#246;lebilirdi.ama hi&#231;bir yarat&#305;c&#305;  bu kadar mutlu ve huzurlu &#246;l&#252;m&#252; verecek kadar bonk&#246;r olmam&#305;&#351;t&#305; yery&#252;z&#252;nde.sonunda yoldan ge&#231;en k&#246;yl&#252;ler onu bulmu&#351; hastaneye g&#246;t&#252;rm&#252;&#351;lerdi.hayat&#305;n&#305;n bu son on y&#305;l&#305; ise  o gece ya&#351;ad&#305;&#287;&#305; hazz&#305; tekrar ya&#351;amaya &#231;al&#305;&#351;makla ge&#231;mi&#351;ti.ama elinde kalan tek &#351;ey kesik bir bacak ve hat&#305;rlanmakta bile zorluk &#231;ekilen bir and&#305;.
Derken &#231;al&#305;l&#305;klar&#305;n aras&#305;ndan gelen bir ses ya&#351;ad&#305;&#287;&#305; ana geri getirdi, ne kadar zamand&#305;r  bu &#351;ekilde ayakta oldu&#287;unu anlamaya &#231;al&#305;&#351;t&#305;, bir ipucu bulamad&#305;. sessin geldi&#287;i y&#246;ne bak&#305;nca kasaban&#305;n yaramaz pi&#231;lerinin art&#305;k al&#305;&#351;kanl&#305;k yapt&#305;klar&#305; &#252;zere sazl&#305;klardan, kurba&#287;a av&#305;ndan gelmi&#351; olduklar&#305;n&#305; fark etti. evlerine d&#246;nerken yol &#252;zerindeki bu ya&#351;l&#305; meczubu k&#305;zd&#305;rmadan ge&#231;meyecekleri de g&#252;n gibi a&#351;ikard&#305;. daha eve yakla&#351;mam&#305;&#351; olmalar&#305;na  ra&#287;men &#351;imdiden ba&#287;&#305;r&#305;p &#231;a&#287;&#305;rmaya ya&#351;l&#305; adam i&#231;in uydurduklar&#305; k&#252;f&#252;rl&#252; tekerlemeleri s&#246;ylemeye ba&#351;lam&#305;&#351;lard&#305;.b&#252;t&#252;n hayat&#305; boyunca &#231;ocuklardan ho&#351;lanmam&#305;&#351; hatta onlara k&#246;t&#252; davranm&#305;&#351;t&#305; hayat&#305;n&#305;n bu son g&#252;nlerinde ise bu &#252;&#231; be&#351; veledin ona eziyet etmesini ilahi bir adalet olarak g&#246;rm&#252;&#351;, kabullenmi&#351;ti.
&#199;ocuklar gidene kadar eve girip sesini &#231;&#305;karmadan oturmaya karar verdi. bastonunu al&#305;p i&#231;eriye ge&#231;ti, eski pis d&#246;&#351;e&#287;inin &#252;zerine uzand&#305;. gittik&#231;e yakla&#351;an g&#252;r&#252;lt&#252;lere kulak kabartt&#305;. tek odal&#305; ev d&#305;&#351;ardan &#231;ok daha s&#305;cakt&#305; y&#305;llarca temizlenmemenin verdi&#287;i pis koku yak&#305;c&#305;l&#305;&#287;&#305; bin kat artt&#305;rmaktayd&#305; ve &#231;ocuklar&#305;n adam d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;kmadan bir yere gitmek gibi bir niyetleri yok gibiydi. i&#231;lerinden bir ka&#231;&#305;n&#305;n h&#305;rs&#305;z sincaplar gibi verandaya kadar sokulmu&#351; olduklar&#305;n&#305; hisseti. ans&#305;z&#305;n gelen bardak seslerinden, &#231;ocuklar&#305;n masay&#305; da&#287;&#305;tmakta olduklar&#305;n&#305; anlad&#305;, bu kadar&#305;na katlanamazd&#305; yata&#287;&#305;n&#305;n yan&#305;ndaki b&#305;&#231;a&#287;&#305;na bakt&#305;, yakalayabilirse bir veledi tutup az&#305;c&#305;k korkutmay&#305; planlad&#305; kafas&#305;nda; b&#246;ylece birka&#231; g&#252;n de olsa rahat edecekti. Sakat baca&#287;&#305;ndan beklenmeyen bir &#231;eviklikle b&#305;&#231;a&#287;&#305; kap&#305;p verandaya &#231;&#305;kt&#305;.
&#199;ocuklar, elinde b&#305;&#231;akla kap&#305;da beliren tek bacakl&#305; adam&#305; g&#246;rd&#252;klerinde gerisin geriye, geldikleri patikaya do&#287;ru ka&#231;&#305;&#351;maya ba&#351;lam&#305;&#351;lard&#305;. uzaktan hala ba&#287;&#305;r&#305;p &#231;a&#287;r&#305;&#351;malar&#305; devam ediyorsa da sesleri art&#305;k nerdeyse anla&#351;&#305;lmaz bir u&#287;ultu halini alm&#305;&#351;t&#305;. yaln&#305;z i&#231;lerinden biri ka&#231;amam&#305;&#351;, kendisinin &#231;ocuklar gelmeden &#246;nce durdu&#287;u yerde, verandan&#305;n kenar&#305;nda mahsur kalm&#305;&#351;t&#305;.9-10 ya&#351;lar&#305;nda s&#305;ska kara bir &#231;ocuktu; bu &#231;ocu&#287;u daha &#246;nce de bir yerlerde g&#246;rm&#252;&#351; olmal&#305;yd&#305;. &#231;ocu&#287;un bacaklar&#305; dizlerine kadar &#231;amur i&#231;indeydi,  elinde i&#231;inde kurba&#287;a dolu oldu&#287;u anla&#351;&#305;lan bir torba tutmaktayd&#305;.kara g&#246;zleri korkuyla b&#305;&#231;a&#287;&#305; tutan kemikli ellere bak&#305;yordu.g&#246;zlerindeki korku,ona garip bir zevk vermeye ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305;; gittik&#231;e &#231;ocu&#287;a do&#287;ru yana&#351;maya ba&#351;lad&#305;, &#231;ocuk bir  hamle yap&#305;p ka&#231;maya &#231;al&#305;&#351;t&#305;ysa da ba&#351;ar&#305;l&#305; olamad&#305;. Verandan&#305;n kenar&#305;na yavru bir kedi gibi sindi ama korkunun kokusunu alm&#305;&#351;t&#305; bir kere, durmaya niyeti yoktu, biraz daha yakla&#351;t&#305; &#231;ocu&#287;a, i&#351;te o anda ne olduysa oldu; &#231;ocuk korkulu&#287;u olmayan verandadan bir zamanlar g&#246;l&#252;n sular&#305;n&#305;n oldu&#287;u &#351;imdiyse ta&#351;lar ve biraz su birikintisinden ba&#351;ka bir &#351;ey olmayan bo&#351;lu&#287;a  d&#252;&#351;t&#252;.
Bir ka&#231; dakika s&#305;k&#305;nt&#305;yla &#231;ocu&#287;un kendili&#287;inden &#231;&#305;kmas&#305;n&#305; bekledi,  hava da iyiden iyiye kararm&#305;&#351;t&#305;. sonunda inip &#231;&#305;kmas&#305;na yard&#305;mc&#305; olmaya karar verdi; verandadan inip, evin &#231;evresini ba&#351;tan sona ge&#231;tikten sonra, &#231;ocu&#287;un boylu boyunca yatt&#305;&#287;&#305; yere geldi. bastonuyla d&#252;rtt&#252; yerdeki cans&#305;z bedeni, hi&#231;bir tepki gelmedi. &#231;ocu&#287;un kar&#351;&#305;s&#305;na ge&#231;ip &#305;slak zemine oturdu, ba&#351;&#305;n&#305; olabildi&#287;ince y&#252;z&#252;ne yana&#351;t&#305;rd&#305;, kocaman donuk g&#246;zlerine bakt&#305; do&#287;ruca.g&#246;zleri tam kendi g&#246;zlerinin hizas&#305;nda olmas&#305;na ra&#287;men, &#231;ocuk ona de&#287;il de ufukta olmayan bir &#351;eye bak&#305;yor gibiydi. surat&#305;nda &#231;arp&#305;lm&#305;&#351; sinsi bir g&#252;l&#252;mseme vard&#305; sanki. i&#351;te o zaman bir &#351;eyler hat&#305;rlar gibi oldu... o k&#305;&#351; gecesine dair bir &#351;eyler...
 ''anlat ne g&#246;rd&#252;n'' diye ba&#287;&#305;rd&#305; &#231;ocu&#287;a, &#231;ocuk cevap vermedi.  bir kez daha ba&#287;&#305;rd&#305;  ve bir kez daha ama &#231;ocuk sanki inad&#305;na bir &#351;ey s&#246;ylemiyor, ona bak&#305;p art&#305;k bu s&#305;rra ben sahibim der gibi g&#252;l&#252;yordu.bu ona bah&#351;edilmi&#351; bir mutluluktu. bir ba&#351;kas&#305;n&#305;n bunu almas&#305;na izin veremezdi bu d&#252;&#351;&#252;ncelerle &#231;ocu&#287;un y&#252;z&#252;ne bakt&#305;, daha fazla bu g&#252;l&#252;msemeye katlanamayaca&#287;&#305;n&#305; anlad&#305; eline ge&#231;en b&#252;y&#252;k&#231;e bir ta&#351;&#305; &#231;ocu&#287;un y&#252;z&#252;ne vurmaya ba&#351;lad&#305;;  defalarca vurdu &#231;ocu&#287;a, ta ki y&#252;z&#252;nden geriye birbirinin i&#231;ine ge&#231;mi&#351; et ve kemikler kalan kadar. 
Ve birden ensesinde bir serinlik hissetti bu serinlik t&#252;m vucuduna yay&#305;lmaya ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305; bile.  uzun zamand&#305;r ilk kez yan&#305;lm&#305;&#351; oldu&#287;unun fark&#305;na vard&#305;.
 o gece, ya&#287;mur sabaha kadar aral&#305;ks&#305;z ya&#287;d&#305;&#8230;
</description>
      <pubDate>Sun, 06 Jan 2008 21:36:56 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1067549-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>rumble fish</author>
      <link>http://rumble-fish.sosyomat.com/blog/1067549</link>
    </item>
    <item>
      <title>bir</title>
      <description>""&#304;lk g&#252;n""
Adam garajdan bozma yar&#305; karanl&#305;k bir at&#246;lyede ki masas&#305;nda oturmu&#351; bir&#351;eylerle ilgilenmekteydi.derken kafas&#305;n&#305; yava&#351;ca kald&#305;rd&#305;, g&#246;zl&#252;klerini &#231;&#305;kard&#305;; pekte temiz say&#305;lmayacak mendiliyle gen&#231;li&#287;ini &#231;oktan yitirmi&#351; olan-ki sadece 30 ya&#351;&#305;nda olmas&#305;na ra&#287;men- iri kahverengi g&#246;zlerini sildi .uzun zamand&#305;r bu i&#351;i yapmas&#305;na ra&#287;men g&#246;zlerinin  nem ve yeni rendelenmi&#351; ah&#351;ab&#305;n kar&#305;&#351;&#305;m&#305;ndan olu&#351;an, bu kesif kokuya, al&#305;&#351;mam&#305;&#351; oldu&#287;unu fark etti. g&#246;zl&#252;&#287;&#252;n&#252;n camlar&#305;n&#305; da itinayla sildikten sonra mendili katlay&#305;p ald&#305;&#287;&#305; yere, yele&#287;indeki k&#252;&#231;&#252;k cebe geri koydu. belli belirsiz kamburunu &#231;&#305;kar&#305;p, tekrar yapt&#305;&#287;&#305; ah&#351;aptan nesneyi eline ald&#305;. uzun ince parmaklar&#305;, bir kad&#305;n&#305;n teninde dola&#351;&#305;r gibi nazik&#231;e ok&#351;ad&#305; tahtay&#305;. y&#252;z&#252;nde hazdan do&#287;an anlams&#305;z bir &#231;arp&#305;kl&#305;k olu&#351;tu. &#8220;evet g&#252;zel bir ceviz a&#287;ac&#305; kaliteli ve dayan&#305;kl&#305; &#8221;diye d&#252;&#351;&#252;nd&#252;. adam&#305;n elleri nesnenin &#252;zerinde ak&#305;p giderken, kendini bilmez bir k&#305;ym&#305;k  par&#231;as&#305;, aniden derisinden i&#231;eri girdi. ayn&#305; anda beynindeki ac&#305; merkezine k&#252;&#231;&#252;k bir sinyal gitti. adam huzursuzca yerinden kalk&#305;p aletlerin oldu&#287;u tezgaha yakla&#351;t&#305; &#8220;yeterince z&#305;mparalanmam&#305;&#351;&#8221; diye, s&#246;ylendi. k&#305;ym&#305;&#287;&#305; izinsiz girdi&#287;i yeni mekan&#305;ndan &#231;&#305;kar&#305;p, olmas&#305; gereken yere, di&#287;er tala&#351;lar&#305;n aras&#305;na f&#305;rlatt&#305;.
&#350;imdi kap&#305;n&#305;n aral&#305;&#287;&#305;ndan, belli belirsiz ger&#231;ek d&#252;nyaya ait sesler geliyordu. Bah&#231;ede oynayan &#231;ocuklar&#305;n sesine, kar&#351;&#305; kald&#305;r&#305;mdaki uyuz k&#246;pe&#287;in sinir bozucu inlemeleri kar&#305;&#351;&#305;yordu. adam pencereden k&#246;pe&#287;e bakt&#305;. y&#252;z&#252;nde &#246;nce bir ac&#305;ma; sonra belirgin bir tiksinti ifadesi olu&#351;tu. bu duygu ona kar&#305;s&#305;n&#305; hat&#305;rlatt&#305;. saattine bakt&#305; istemsiz olarak. &#8220;yemek yapm&#305;&#351; beni bekliyordur&#8221; diye d&#252;&#351;&#252;nd&#252;.  kap&#305;ya do&#287;ru yana&#351;t&#305; tam &#231;&#305;kacakken vazge&#231;ti, bu i&#351; bug&#252;n bitmeliydi. son bir kez z&#305;mpara &#231;ekip masa lambas&#305;n&#305;n alt&#305;na b&#305;rakt&#305; elindekini.art&#305;k tahtadan nesnenin ne oldu&#287;u daha net anla&#351;&#305;l&#305;yordu. k&#252;&#231;&#252;k bir sandalye ya da tabure. evet  basit &#246;zeliksiz k&#252;&#231;&#252;k bir tabure. adam g&#246;z ucuyla yapt&#305;&#287;&#305; i&#351;e bakt&#305;. s&#305;rt&#305;ndaki a&#287;r&#305;n&#305;n vucuduna yay&#305;ld&#305;&#287;&#305;n&#305; hissedip, &#8220;bug&#252;nl&#252;k bu kadar yeter&#8221; dedi.

""2. g&#252;n""
Kad&#305;n at&#246;lyeden i&#231;eri girdi&#287;inde, kocas&#305; giri&#351;teki iki kolonun aras&#305;na so&#287;uk gri bir demiri lehimlemekle me&#351;guld&#252;. masan&#305;n &#252;zerinde, bir g&#252;n &#246;nce yap&#305;lm&#305;&#351; tabure sabit bir g&#246;lge gibi duruyordu. kad&#305;n yava&#351;&#231;a i&#231; ge&#231;irdi. kocas&#305;n&#305;n bu at&#246;lyedeki ilk g&#252;nleri geldi akl&#305;na. nas&#305;l da heycanl&#305;yd&#305; g&#252;nde birka&#231; saat buraya gelir, k&#252;&#231;&#252;k biblolar yapard&#305;. kad&#305;n&#305;n da ho&#351;una giderdi bu. hem kendine ay&#305;raca&#287;&#305; birka&#231; saati,  hem de kocas&#305;n&#305;n sevgiyle yapt&#305;&#287;&#305; biblolara sahip olurdu. ama sonra her &#351;ey de&#287;i&#351;ti; adam at&#246;lyeden &#231;&#305;kmaz olmu&#351;tu. biblolar &#231;o&#287;ald&#305;k&#231;a adam&#305;n y&#252;z&#252;ndeki ya&#351;am enerjisi azalm&#305;&#351;, g&#246;zleri karanl&#305;k  bulutlu bir geceye d&#246;n&#252;&#351;m&#252;&#351;t&#252;. o sevimsiz tahtadan biblolar ,ac&#305;mas&#305;z barbar ordular&#305; gibi, &#246;nce adam&#305; sonra t&#252;m hayatlar&#305;n&#305; ele ge&#231;irmi&#351;ti. tekrar durup tabureye sonra kocas&#305;na sonra da kasvetli at&#246;lyeye bakt&#305; kad&#305;n. yanl&#305;&#351; bir &#351;eyler oldu&#287;unun fark&#305;na vard&#305;. tam bu esnada kocas&#305; arkas&#305;n&#305; d&#246;nd&#252;, bir saniyenin yar&#305;s&#305; kadar birbirleri ile  bak&#305;&#351;t&#305;lar sonra kad&#305;n hafif&#231;e bir omuz silkti.  &#304;kisi de yapt&#305;klar&#305; i&#351;lere geri d&#246;nd&#252;ler, tek bir kelime bile konu&#351;madan.

""3. g&#252;n""
G&#252;ne&#351;li bir &#246;&#287;leden sonra adamla kad&#305;n d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;km&#305;&#351;lard&#305;.- bug&#252;n&#252; di&#287;er g&#252;ne&#351;li g&#252;nlerden ay&#305;ran uzun zamandan sonra ikisinin ilk kez beraber bir &#351;eyler yap&#305;yor olmalar&#305;yd&#305;-. adam sabah erkenden kalkm&#305;&#351;, d&#305;&#351;ar&#305; &#231;&#305;km&#305;&#351;t&#305; daha sonra kar&#305;s&#305;n&#305; aray&#305;p yemek yemeyi teklif etti. kad&#305;n heyecanlanm&#305;&#351;,  kocas&#305;n&#305;n en sevdi&#287;i elbisesini giymi&#351;ti.adam&#305;n aksine kad&#305;n,  gen&#231;li&#287;inin en ihti&#351;aml&#305; g&#252;nlerini ya&#351;amaktayd&#305; . adam bulu&#351;tuklar&#305;nda bunu fark etmi&#351; &#8220;bu elbise sana &#231;ok yak&#305;&#351;&#305;yor&#8221; demi&#351;ti. halbuki uzun zamand&#305;r b&#305;rak iltifat etmeyi varl&#305;&#287;&#305;ndan bile haberdar de&#287;ildi kad&#305;n&#305;n. Adam, liseli bir a&#351;&#305;k gibi,  kar&#305;s&#305;n&#305;n elini tutmu&#351;tu. k&#252;&#231;&#252;kken deniz kenar&#305;nda ge&#231;irdikleri yazlar geldi sebepsizce kad&#305;n&#305;n akl&#305;na belki sebepsiz de&#287;ildi &#351;u andaki mutlulu&#287;unu ona benzetti bir &#252;rperti yay&#305;ld&#305; v&#252;cudunda g&#252;l&#252;msedi, adama bakt&#305;. y&#252;z&#252;ndeki  karanl&#305;&#287;&#305; g&#246;remedi. Adam da ona g&#252;l&#252;msedi. beraber cadde boyunda y&#252;r&#252;meye ba&#351;lad&#305;lar, g&#246;lgeleri iki zarif akasya a&#287;ac&#305; gibi kald&#305;r&#305;ma d&#252;&#351;t&#252;. o zaman kad&#305;n adam&#305;n elindeki torbay&#305; fark etti, i&#231;inde ip yada halat benzeri bir &#351;ey olan torbay&#305;. &#8220;ipi ne yapacak ki&#8221; diye d&#252;&#351;&#252;nd&#252; bir saniye. adam eliyle usulca kad&#305;n&#305;n belini kavrad&#305; o an  her &#351;eyi unuttu, yeniden bir mutluluk dalgas&#305; y&#252;kseldi ayaklar&#305;ndan ba&#351;&#305;na do&#287;ru, tekrar sahilde g&#252;ne&#351;in alt&#305;nda yatan k&#252;&#231;&#252;k k&#305;z oldu.

""Son g&#252;n""
Adam, at&#246;lyede tek ba&#351;&#305;na ayakta duruyordu. i&#231;erideki her &#351;eyi toplanm&#305;&#351; kutulara konmu&#351;tu. art&#305;k i&#351;ine yaramayacak bu aletlerden biran &#246;nce kurtulmak i&#231;in onlar&#305; aceleyle d&#305;&#351;ar&#305; ta&#351;&#305;d&#305;. bir po&#351;et bir de tabureyi saymazsak, at&#246;lye hemen hemen bo&#351;alm&#305;&#351;t&#305;.-ilk g&#252;nden bug&#252;ne taburede ki tek de&#287;i&#351;iklik art&#305;k boyanm&#305;&#351; olmas&#305;yd&#305;. bu haliyle k&#252;&#231;&#252;k bir &#231;ocu&#287;un s&#252;sl&#252; odas&#305; i&#231;in ideal g&#246;r&#252;n&#252;yordu. ama bir &#231;ocu&#287;un yemek yerken ya da oynarken &#252;st&#252;ne oturmas&#305; i&#231;in yap&#305;lmam&#305;&#351;t&#305;- adam duvara lehimledi&#287;i demire yakla&#351;t&#305;, z&#305;play&#305;p iki eliyle as&#305;ld&#305; demire olduk&#231;a sa&#287;lam g&#246;r&#252;n&#252;yordu, &#8220;Suya d&#252;&#351;t&#252;&#287;&#252;m&#252;z i&#231;in de&#287;il, sudan &#231;&#305;kamad&#305;&#287;&#305;n&#305;z i&#231;in bo&#287;uluruz * &#8221; diye m&#305;r&#305;ldand&#305; demire-  bu s&#246;yledi&#287;i laf &#231;ok ho&#351;una gitmi&#351; olmal&#305;yd&#305; ki kendi kendine g&#252;l&#252;msedi.- bo&#351; bir garjda bir demirle konu&#351;an yaln&#305;z bir adam, ne kadar anlams&#305;z geliyor size bu sahne de&#287;il mi? Ama az sonra her &#351;ey bitecek, adam kar&#305;s&#305;n&#305;n istedi&#287;ini yerine getip bu mekandan sonsuza dek kurtulacakt&#305;. bu y&#252;zden  bu duygusall&#305;&#287;&#305;n&#305; ho&#351; g&#246;r&#252;yor hikayemize kald&#305;&#287;&#305;m&#305;z yerden devam ediyoruz-  son bir kez daha demiri kontrol ettikten sonra po&#351;etteki ipi &#231;&#305;kard&#305;,  kiri&#351;teki demire ge&#231;irip, t&#305;pk&#305; bir kravat ba&#287;lar gibi kusursuz bir d&#252;&#287;&#252;m att&#305;. Bug&#252;ne kadar bu kadar iyi bir d&#252;&#287;&#252;m atabilece&#287;ini kendisi de bilmiyordu. &#231;ocu&#287;uyla gurur duyan bir baba gibi eserine bakt&#305;. sonra tabureyi demirin alt&#305;na koydu. art&#305;k her &#351;ey haz&#305;rd&#305;. yava&#351;&#231;a taburenin &#252;st&#252;ne &#231;&#305;kt&#305;, kafas&#305;n&#305; ilmekten i&#231;eri soktu; o anda ne d&#252;&#351;&#252;n&#252;yordu kendi de tam olarak emin de&#287;ildi, ama surat&#305;nda &#246;l&#231;&#252;l&#252;, pi&#351;manl&#305;k tan&#305;mayan  ifade  vard&#305;. Bir kez daha etraf&#305;na bak&#305;p, tabureyi kararl&#305; bir &#351;ekilde itti. Akci&#287;erleri son bir kez havayla doldu, g&#246;zleri b&#252;y&#252;d&#252;; v&#252;cudu yapmas&#305; gereken tepkiyi verip belli belirsiz birka&#231; kez &#231;&#305;rp&#305;nd&#305;ktan sonra, surat&#305;nda bo&#287;ularak &#246;len insanlardaki o &#231;irkin ifade olu&#351;tu. Art&#305;k garajda, &#246;l&#252; bir adam; devrilmi&#351; bir tabure ve bo&#351; bir po&#351;etten ba&#351;ka hi&#231;bir &#351;ey yoktu.
Kad&#305;na m&#305; ne oldu? Bilmiyorum&#8230; kad&#305;n&#305;n gelmesini bekleyecek kadar orda kalmad&#305;m
</description>
      <pubDate>Wed, 02 Jan 2008 18:35:00 GMT</pubDate>
      <guid isPermaLink="false">1059360-blog@http://www.sosyomat.com/</guid>
      <author>rumble fish</author>
      <link>http://rumble-fish.sosyomat.com/blog/1059360</link>
    </item>
  </channel>
</rss>
