ölüm üzerine kısa hikayeler

blog'a geri dön

aferim19

SIFIR

6 yorum var - 22 Mayıs 2008 15:25


her şeyin başladığı..
her şeyin bittiği yer..

“Unut” diyordu, bana uzanmış gökyüzünü izlerken. “bir öfke bu kadar uzun sürmemeli. gitmesine izin ver, üzerinden çok uzun zaman geçti” bulutlar geçiyordu boğaziçi güney kampusünün üzerinden, göz bebeğim bir büyüyor bir küçülüyordu. Ve bundan 7 yıl önce, bir mayıs günü, bir başka kampuste... beytepede.. ben yine güneşin altında uzanıyordum. gözlerim kapalı ellerim çimlerin üzerinde gezerken; yapışkan ama huzurlu bir serinlik dolaşıyordu vucudumda.. ben, tek başıma, kurbağalardan oluşan ritmi kaçmış koroyu dinliyordum.
sonbahardan beri görmemiştim seni. en son kurtuluş parkında, hiç konuşmadan ,saatlerce oturmuştuk.avuçların terlemişti elimi tutmaktan; benimse oturduğum kuru banktan dolayı heryerim ağrıyordu. tek bir kelime etmeden saniyelerin, dakikaların, saatlerin akışını izlemiştik. kıpırdamadan nefes bile almadan. hep merak ettim beni bırakmaya o zaman mı karar vermiştin? daha küçük bir kızken beni her şeyden koruyacağına her düştüğümde yanımda olacağına söz vermiştin.hepimizin kahramanıydın.. sen olmak istediğimiz kişiydin... O’nun da kahramanıydın ama şimdi bana “unut” diyordu, “bırak gitsin.”
köpek öldüreninden büyük bir yudum alırken.yanan avuçlarımda sıcaklığını hissediyordum bense geçen onca zamana rağmen. uzun yıllardır, bu kadar kötü bir şarap içmemiştim. ertesi günkü mide kramplarına aldırmadan, bir yudum da ben içtim. sonra boş şişeyi diğer şişelerin yanına yuvarladık. ikimiz de köpekler gibi sarhoştuk içmek için erken, eski bir hesaplaşma için geç kalmıştık. O’nu da görmeyeli 4 yıl olmuştu ve bu mayıs günü her şeyden arınmış bir şekilde çırılçıplak çimlerde uzanırken tekrar bir aile gibiydik. ve
ama da de gidecektiniz eski güzel günlerden kalma iki erkeğim. Ben, o uzun mayıs günü ağlamaktan bitmiş bedenimle ne yapmam gerektiğini bilmez bir şekilde çimlerde oturuken; sen başka bir şehirde, soğuk bir morgta, suratında donmuş mor bir acımasızlıkla tek başına , acaba korkmuş muydun? Etrafında ki herkes ve hatta hikayelerimin kahramanları bile Sen olmaya bu kadar öykünürken sen, sen olmaktan bu kadar mı sıkılmıştın? biliyorum, bir çocuğun arsızlığı benim ki. ama Sen beni böyle sevmiştin… Sen benden böyle nefret etmiştin…
Seni anmak için toplandığımız o geceyi hatırlıyorum, herkes konuşmamaya özen gösteriyordu, herkes şaşkındı, kelimeler dudaklardan çıkmıyordu. kafaların içinde ki binlerce ses, düşük freakanstan, uzayın boşluğuna karışıyordu.ve ben, Onunla, tüm duyulmayan bu taziyeleri kabul ediyorduk; zarif bir soğukkanlılıkla.. Şövalye olmayı, senden öğrenmiştik ne de olsa.
Sadece,barış, “ölüm sana yakışmadı çocuk” diyebilmişti, ama yanılmıştı. ölüm hiç kimsenin üzerinde bu kadar anlamlı durmamıştı, ölüm bile sana çok yakışmıştı..
ve ben.. senden sonra, kimseye hayran olamadım. nedenli nedensiz hiçbir terk ediş senin ki kadar acıtmadı canımı…ve O nunla otururken kafamı toparlayamıyordum. tıpkı şimdi olduğu gibi kelimeler anılar her şey o kadar dağınık ki…
Şimdi O bana, “unut” diyor, “bırak gitsin. hiçbir kin bu kadar sürmez. hiçbir yas bu kadar uzun sürmez. bırak ait olduğu yere gitsin, seçtiği yere, seni yalnız bıraktı diye kızmayı bırak. onu özlemeyi bırak” diyordu, bana..
Gözlerimi tekrar kapadım ve açtığımda beytepedeydim. başıbozuk koro yeni bir şarkıya başlamıştı.. çalan telefonumda ağlamaklı bir ses “öldü.” diyordu, “… intihar etmiş…” bu sefer “biliyorum.” dedim. telefonu kapattım.

seni affediyorum sevgili dostum.. arkadaşım.. kardeşim.. kahramanım.. hayasız bir bencillikle seni affediyorum.
çimlere uzandım kalbimi.. beynimi.. ellerimi.. hücrelerimi.. hepsini sonsuza dek açtım. bu sefer, gitmen için Sen’i özgür bıraktım…

Akrep, ileri gittiği yerde geri gidiyor.yelkovan Sıfır’a doğru döndürüyor akrebi .Dönüş bitiyor:Akrep, yürürlükten kaldırıyor gövdesini:döngü öteki döngüyü yadsıyor.O noktada duruyor Zaman,Evren,Tekerlek. Yok var artık .*

Sevgili dostum mın anısına

son kısım enis batur,"Başkalaşımlar I-X" dan alıntıdır.

rumble fish  22 Mayıs 2008 15:26  

kaybettiklerimizin bazıları yokluklarıyla ne çok yer kaplıyorlar şaşırmış ve boğazı düğümlenmiş evrenlerimizde..

lostmentality  22 Mayıs 2008 15:49  

anlatımı çok beğendim kanka, aldı götürdü beni de bir yerlere. ben de kendi kaybettiğim şeyleri buldum ucundan kıyısından azcık birazcık.. ha bir de kıskandım az bi şey. ama bu kayıtlara geçmesin.

white rabbit  22 Mayıs 2008 16:38  

kıskanma tavşanım sen de benim kıymetlimsin yaren meclisinde baş köşedesin...

rumble fish  22 Mayıs 2008 18:45  

gidenlerin ardından kinlenmemiz belki de bize hazırsız çektirdikleri acı yüzündendir..

sweet drop  08 Ağustos 2008 11:51  

belki de..hayatta herşey bizim egolarımızla ilgili ya da bizim öyle olduğunu sanmamızla... dünyanın merkezi olmadığımızı öğrendiğimiz gün daha az acı çekeceğiz

rumble fish  09 Ağustos 2008 01:12  
bu yazıya puanı basanlar:

rumble fish hakkında:

şu an yaşadığı yer Ankara. çakma hümanist olarak çalışıyor.

diğer blog yazıları